| BERGAMA |
 |
| Toplam Nüfusu:
|
93 939 |
| Şehir Nüfusu:
|
46 880 |
| Köy Nüfusu:
|
47 059 |
| Belde Sayısı:
|
5 |
| Köy Sayısı:
|
114 |
| Yüzölçümü(km2):
|
1 688 |
|
|
Bergama Bakırçay ırmağının kuzeyinde, Antik Bergama şehrinin yer aldığı
amaç üzerinde kuruludur. İzmir'in kuzeyinde yer alan ilçenin yüzölçümü 868.650
hektardır. İlçe İzmir'e 105 km. uzaklıkta ve denizden 30 km. içeridedir. Bakırçay
havzasında bulunan ve aynı adı taşıyan Bakırçay nehri 128 km. uzunluğundadır.
Bakırçay geniş tabanlı alüvyal bir yatak içinde akmakta olup bölgede yetiştirilen
başlıca ürünler tütün, pamuk, zeytin ve üzümdür. Ekomomisi tarıma dayanan
ilçede yeraltı zenginlikleri olarak perlit, linyit, granit ve taş ocakları, altın madeni
bulunmaktadır. Doğal kaplıca suları ve su kaynakları yönünden de zengindir.
Bergama adını Pergamon antik kentinden almaktadır. Pergamon antik
kenti ise adını bir kahramandan aldığı yada böyle bir kahraman
adına kurulmuş olduğu ifade olunmaktadır. Pergamon kenti yüzyıllar
boyunca medeniyet, sanat, kültür ve tıp alanında adını duyurmuş
antik kentlerimizden birisidir. Pergamon şehrinin ilk yerleşme
alanı bugünkü Akropol tepesindedir. Kent ilk olarak truva
egemenliğini desteklemiş, M.Ö. 1546' da Pers hakimiyetine
girmiştir. Kentin M.Ö. 4. Yüzyılın sonlarında İskender' in
hakimiyetine girdiği, M.Ö. 283 yılında 150 yıl süreli bağımsız
Bergama Krallığının kurulmuş olduğu yapılan araştırmalardan
anlaşılmıştır. Daha sonra M.Ö.129 ve M.S. 395 Roma İmparatorluğu
dönemi yaşanmıştır. M.S. 395' den itibaren Bizans hakimiyeti
dönemine girmiştir. 1071'de Malazgirt seferiyle Anadolu' ya
Türk akınları başlayınca buralara kadar uzanan Türk akınları
sonucu 1078' de Bergama kenti Selçuk'lu hakimiyetine kavuşmuş,
1299' a kadar bu şekilde devam etmiştir. 1300' den itibaren
sırasıyla Menteşe Beyliği, Karesi Beyliği dönemleri yaşanmış,
bilahare Osmanlı hakimiyeti dönemine girmiştir. Bergama 14
Eylül 1922' de Türkiye Cumhuriyeti Milli Sınırları içerisine
alınmış ve bu şekilde kurtuluşuna kavuşmuştur. |
|
| BEYDAĞ
|
| Toplam Nüfusu:
|
14 362 |
| Şehir Nüfusu:
|
5 909 |
| Köy Nüfusu:
|
8 453 |
| Belde Sayısı:
|
- |
| Köy Sayısı:
|
21 |
| Yüzölçümü(km2):
|
167,4 |
|
|
İzmir İlimizin
doğusunda bulunan Beydağ'ın Bizanslılar döneminde mevcut olduğu
ve o zamanki isminin PALAİAPOLİS olduğu, palaiapolis sözcüğünün
Yunanca Eski Şehir anlamına geldiği, şehrin kelime anlamı bakımından
Bizanslılar döneminde de buranın eski bir yerleşim merkezi olduğu
anlaşılmaktadır. 13. yüzyıla kadar Bizanslıların idaresinde kalan
şehir daha sonra Türklerin eline geçmiş, önce Aydınoğullarının,
1426 yılından sonra da Osmanlı Devletinin yönetiminde kalan palaiapolis
sözcüğü Türkler tarafından BALYAMBOLU şeklinde telâffuz edilmiştir.
15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunanlılar tarafından işgali üzerine
mahalli halkın direniş sonucu terk edilerek 1922 yılında da Türkiye
Cumhuriyeti'nin hakimiyetine giren Beydağ Kasabası 19.06.1987
gün ve 3392 Sayılı Kanunla İlçe statüsüne kavuşmuştur.
|
 |
| Toplam Nüfusu:
|
29 400 |
| Şehir Nüfusu:
|
19 535 |
| Köy Nüfusu:
|
9 865 |
| Belde Sayısı:
|
1 |
| Köy Sayısı:
|
4 |
| Yüzölçümü(km2):
|
260 |
|
|
İzmir'in en batısındaki ilçesi Çeşme, karayoluyla 80 km dir. İlçe merkezi 21.113 nüfusludur .
Çeşme'nin girintili çıkıntılı kıyılarında birçok koy ve kumlu plaj denize giriş olanağı sağlar.
Çeşme, İzmirlilerin ikinci konut cennetidir. Güneyde Alaçatı'dan kuzeyde Ildırı'ya kadar
tüm kıyı boyunca ikinci konutlar, otel ve moteller, pansiyonlar her yere serpilmiştir. Bu
özelliği ile Çeşme daha ziyade deniz turizminde yerli turistlere hizmet veren bir turizm
metropolüne dönüşmüştür.
İlçenin sakız reçeli, sakız dondurması, kavunu ve kumrusunu mutlaka tadılmalıdır.
Çeşme kıyılarında 20 ye yakın kumsal plaj arasında en tanınmış ve en büyüğü Ilıca plajıdır.
Plajın gerisindeki orman içi dinlenme yeri hem günübirlik piknik ve denize girmeyi hem
de çadırlı kampingde konaklamayı mümkün kılmaktadır. Ayrıca Çeşme kıyılarında
Pırlanta, Çiftlik, Tursite, Çatalazmak, Küçük Liman, Paşa Limanı, Şifne, Germiyan
Yalısı, Ildırı gibi yerlerden denize girilebilir. Dalyan köyü ise balık lokantaları ile yaz-kış
turistleri ağırlamaktadır .
Çeşme kıyıları yat turizmine uygundur. Altınyunus Yat Limanı her türlü hizmeti vermektedir.
Burası aynı zamanda marina dalında Mavi Bayrak ödüllüdür. Çeşme ilçe merkezi içindeki
yat limanı ise tamamen bitmediğinden balıkçı barınağı olarak kullanılmakta, geçici olarak
yatları kabul etmektedir. Çeşme deniz giriş kapısı özelliği taşıdığından, limandan kalkan
feribotlarla Sakız'a (8 mil) günübirlik gidip gelmek bile mümkündür. Ayrıca Çeşme-İtalya-Brindisi
arasında feribotlar çalışmaktadır. Alaçatı, küçük iskelesi, sokakları, evleri, canlı çarşısı
ile yakın çevre turlarında bir uğrak yeridir. Alaçatı'nın tarıma elverişli topraklarında
anason, zeytin, soğan ve enginar yetiştirilmektedir. Çeşme'den yakındaki koylara ve
adalara günlük tekne turları düzenlenmektedir.
İlk çağda CYSUS adıyla bilinen Çeşme, Anadolu'nun batı kıyısında M.Ö.
1000 yıllarında kurulduğu tahmin edilen 12 İonya kentinden biri
olan ERYTHRAİ (ERİTRE)'nin Ildır iskelesiydi. Bu nedenle Çeşme'nin
tarihi ile bir arada ele alınması gerekir. Bugün arkeolojik ve
turistik yönden büyük önem taşıyan ERİTRE M.Ö. 7. ve 8. Yüzyıllarda
büyük bir iktisadi güce sahip olmuştur. Bu dönemde kent Doğu Akdeniz
özellikle Kıbrıs ile ticari ilişkilerde bulunuyor ve (CHIOS)-SAKIZ
adası ile birlikte esir ve şarap ticaretini elinde tutuyordu.
ERİTRE önce LYDIA (LİDYA) sonradan Perslerin saldırısına uğrayıp
büyük zarar görmüş, M.Ö. 14. Yüzyılda ise yeniden zengin bir kent
olmuştur. M.Ö. 2. Yüzyılda kent Bergama Krallığına daha sonra
da Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Romalılar zamanında Çeşme
yöresi CYSUS adını almış, Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Bizans
topraklarında kalan ERİTRE önemini kaybetmiştir. Ortaçağda Bizans
İmparatorluğuna bağlı olan ERİTRE ve ÇEŞME yöresi ilk olarak Çaka
Bey zamanında Türklerin eline geçmiştir. (M.S. 1081) ÇAKA BEY
Selçuklular devrinde KLOZEMENE yarımadasını ele geçirmiş, bugünkü
Çeşme Köyü diye bilinen ve Çeşme'nin 2 Km. güneyindeki tepeler
arasında olan bir cami ve evler yapmışlardır. ERİTRE adının ÇAKA
BEY zamanında ILDIRI olarak söylendiği sanılmaktadır. Yine Piri
Reis'in KİTABE-İ FAHRİYE 'SİN DE ILDIRI adı açıkça okunmaktadır.
1422 yılında Osmanlılara geçmiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra
yurdumuzun paylaşılmasıyla Çeşme Yunanistan'ın işgaline geçmiş,
Kurtuluş Savaşı sonrasında İlçe 16 Eylül 1922' de kurtarılmıştır
|
| Toplam Nüfusu:
|
26 493 |
| Şehir Nüfusu:
|
11 580 |
| Köy Nüfusu:
|
14 913 |
| Belde Sayısı:
|
1 |
| Köy Sayısı:
|
25 |
| Yüzölçümü(km2):
|
541 |
|
|
|
İzmir'in en kuzeydeki ilçesi olup İzmir'e 120 km uzaklıktadır. (FOTO). Limanı vasıtasıyla
deniz giriş kapısı özelliği de taşıyan Dikili, plajları ile daha çok iç turizme hizmet
veren şirin bir ilçedir.
Doğal güzellikleri açısından Merdivenli köyünde bir krater gölü, Demirtaş ve Deliktaş
köylerinde de çamlık ve tarihi mağaralar bulunmaktadır
Dikili ilçesi ılıcaları ile de oldukça ünlüdür. Nebiler, Bademli ve Kocaoba köylerinde
sıcak su ılıcaları vardır. Ilıcalarda yöredeki gereksinimi karşılayacak kadar tesislerin
bulunduğu ayrıca kaplıca sularında hidroasitat ionu olduğu da dikkate değer bir
durumdur. Bu açıdan plajlarının yanı sıra şifalı sularıyla da dikkat çekmektedir.
Karayolunun dışında deniz ulaşımında da Dikili limanı üç yolcu gemisinin yanaşabileceği
kapasiteyle hizmet vermektedir. Liman yükleme limanı olarak da kullanılmaktadır
İlk arkeolojik bilgilere göre Dikili'nin M.Ö. 4000-5000 yıllarına kadar uzanan
geniş bir geçmişi vardır. İlk yerleşim yerlerinden Ağıltepe
ve Kaletepe 'de yapılan kazılar sonucunda Akalar'ın yaşadığı
bu bölgeye Aterneus denildiği belirlenmiştir. Eoılı'lerin
Dikili toprakları üzerinde Aterneus, Pytani, Astria, Teutronia
gibi kentleri ve siteleri bulunduğu arkeolojik kazılardan
anlaşılmıştır. İlk çağlarda Lidyalılar, İranlılar, Frigya
ve Mysialılar daha sonra Romalılar, Bergamalılar, Ortaçağda
da Bizanslılar, Cenovalılar, Selçuklular ve Osmanlılar hakim
olmuşlardır. Dikili bölgesindeki tarihi kent ve sitelerde
Aristo, Hermos,August, İskender gibi ünlü isimler zaman zaman
bulunmuşlardır. Yeni Dikili tarihi Bergama'lı Karaosmanoğlu'nun
Dikili'de çiftlik kurması ve burada dikmelik yetiştirmesi
ile başlamıştır. Önceleri Dikmelik olarak geçen isim daha
sonra Dikili haline gelmiştir. Karaosmanoğlu ayrıca bugünkü
pazar yerinin yanında Çiftlik kurmuş bölgede hayvancılıkla
geçinenleri burada toplayarak küçük bir köy haline gelmesini
sağlamıştır. Nüfus kayıtlarına göre Dikili'nin bugünkü yaşının
yaklaşık 150 olduğunu söyleyebiliriz. Daha sonraki dönemlerde
Bergama İlçesinin bucağı olan ilçemiz 1928 yılında yapılan
idari düzenleme ile İzmir iline bağlı bir ilçe haline getirilmiştir. |
|
 |
 |
|
|
|
|