anasayfa
Tarihçe |Yerleşim | Ekonomi | Turizm | Eğitim | İzmir resimleri | İlçeler
 
FOÇA
Toplam Nüfusu:   21 323
Şehir Nüfusu:   9 016
Köy Nüfusu:   12 307
Belde Sayısı:   3
Köy Sayısı:   4
Yüzölçümü(km2):   228
Ionia konfederasyonunun bir üyesi olan Foça, Antik Foçaea, Çandarlı ( Pitane ) ve İzmir ( Smyrna ) körfezi arasında kurulmuştur ve Ege'nin köpüklü berrak sularıyla çevrili kıyılarıyla, hoş kokulu çam ağaçlarıyla kaplı yamaçlarıyla, Kapodakya'nın peri bacalarına benzeyen büyüleyici küçük adalarıyla antik ve modern dünyanın ilgisini her zaman çekmiştir. Volkanik tepeler arasında yer alan Foça Ovası tarih çağları boyunca zeytinlik ve asma bahçeleri ile tanınır. Şehir ismini muhtemelen Arkaik Dönemde basılan elektrum altın ve gümüş karışımı paralar üzerinde görülen fok balıklarından alır. Foça, Ege balıkçılık bölgelerine en yakın liman olma özelliğini taşır. Bunun yanında Foça kıyıları su sporları için çok uygundur. Foça tipik Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Kışlar ılık ve yağmurlu, yaz ayları kuru ve sıcaktır. Bununla birlikte yaz aylarında her üç taraftan bölgeye çok hoş tazelik veren batı esintilerini almaktadır. Mayıs Eylül ayları arası güzel ve tatmin edici bir tatil için uygun olabilir. Ortalama sıcaklık yaz aylarında 26 C. ve su sıcaklığı 22 C. dir. Foça'da sezon balıklarının yanı sıra her zaman Barbun, Mercan, Çipura, Levrek, Kefal, Mezgit ( Bakeleru ) gibi lezzetli balıkları uygun fiyatlarda ve çok taze bulmak mümkündür. Yerli ve yabancı turistler bu lezzetli, çok çeşitli deniz ürünlerini yerel restoranlarda sıcak bir atmosferde tadabilirler. Marsilya'dan gelen turistler Ege denizinin büyüleyici kıyılarında gezerken 2500 yıl önce Marsilya'yı kuranları hayal ederler ve her iki şehrin benzerlikleri karşısında etkilenirler. Foça ve Marsilya hemen hemen aynı coğrafyaya sahiptir. Marsilya'dan gelen herkes atalarının yurdu olan Foça'yı görmeden gitmez. Gerçektende 8000 kişilik nüfusuyla Marsilya'nın minyatürüdür. Bölgede sıcak misafirperverlik daima konforu sunmaktadır. Foça'da deniz hala bütün güzelliğini korumaktadır, doğa hala antik barış veren yaşamı sunmaktadır. Deniz kıyıları süslemektedir. Zeytin ve çam ağaçları koy kıyılarına kadar gelir ve mavi ile kucaklaşır. Mavi ve yeşil arasından parlak güneş ışığı deniz köpüğü birbirine sarılır. M.Ö.IX. Yüzyılın ortalarında Yunanistan'dan gelen Atinalılar Aeol Bölgesinde Kyme Halkının verdiği izinle ve zamanla doldurulması sonucu bugünkü Foça'yı oluşturan bölgeye yerleştirilmişlerdir. Körfezdeki küçük adaların Foklara benzemesinden dolayı da buraya Phokaia adını vermişlerdir. Kent M.Ö. 546 yılında Persler tarafından tahrip edilmiş, daha sonra Seleukoslar, Pergamen Krallığı ve Romalıların ikiye bölünmesiyle Doğu Roma İmparatorluğunun himayesi altına girmiştir. Bizanslılar Phokaia'yı düğün hediyesi olarak Cenevizlere vermişler, Cenevizler büyük bir dış kale inşa ederek Phokaia'nın yanına Yenifoça'yı kurmuşlardır. Cenevizler daha sonra Saruhanoğullarına ve Osmanlılara vergi ödeyerek bu şehri ellerinde tutmuşlardır. M.S. 1455 yılında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet, Foça'yı Osmanlı İmparatorluğuna katmıştır. Kanuni devrinde zamanın en büyük dış kalelerinden biri ve üs olarak kullanılmıştır. Binsekizyüzlü yıllarda Foça Kaymakamlık ve Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1914 yılından itibaren Rumeli'den gelen göçmenler Foça'ya yerleştirilmiştir. 15 Mayıs 1919 da tekrar Rumların eline geçerek büyük bir katliama sahne olmuştur. 11 Eylül 1922 de Foça'ya gelen Ömer Efendi ve Süvarileri tarafından sonsuza kadar Türk kalmak üzere topraklarımıza dahil edilmiştir. Önceleri iki Foça anlamına gelen "Foça Tyen" adıyla anılan İlçe, Cumhuriyetten önce önem ve özellik arz etmekte olan bir sahil kasabasıdır.
KARABURUN
Toplam Nüfusu:   10 332
Şehir Nüfusu:   2 813
Köy Nüfusu:   7 519
Belde Sayısı:   1
Köy Sayısı:   13
Yüzölçümü(km2):   415
Urla Yarımadası'nın kuzeyindeki Karaburun Yarımadası'na geçtiğimizde, İzmir'den 100 km uzaklıkta 2.810 kişilik nüfusuyla Karaburun ilçe merkezi bizi karşılar. İzmir-Çeşme karayolunun 55.km'sinden ayrılan bir yolla Gülbahçe, Balıklıova ve Mordoğan'dan sonra ulaştığımız Karaburun, İzmir'de soğuk ama temiz denizi, çakıllı plajları, virajlı yolu, çipura, sardalya ve kefal balığı, nergis çiçeği, hurma zeytini, baklası ve enginarı (zeytinyağlı veya kuzu etli enginar yemeğini tavsiye edebiliriz) ile tanınıyor. Eğer tatilde tercihiniz temiz ve derin denizler ise, kalabalıktan kaçıyor, balık avlamayı seviyor ve yükseklere çıkıp denizi, deniz ötesindeki Foça'yı, Sakız'ı hatta uzaklardaki İzmir'i seyretmek istiyorsanız, Karaburun'da bir pansiyonda konaklamak tam size göredir. Karaburun Yarımadası'nın iç kısımlarından kıyılara inen köy yollarını izleyerek kır yürüyüşleri yapabilir, kekik, adaçayı ve nergis toplayabilir, köylerden sepete basılmış keçi peynirini, hurma zeytinini ve saf zeytinyağını alabilirsiniz. Eğlenhoca, Kösedere, Ambarseki, Saipköy, Tepeboz, Bozköy denizden birkaç km içerde, engin manzaraları ile görülmeye değer köylerdir. Karaburun iskelesinde balık yeme keyfi ise bambaşkadır. Karaburun ilçe merkezinden, yarımadanın batı kıyılarını izleyerek Çeşme'ye ulaşmak mümkündür. Sakız'la karşı karşıya olan bu kıyılar, size bakir koyları kuşbakışı seyretme olanağı vererek Ildırı üzerinden Şifne-Ilıca ve Çeşme'ye ulaştırır. Karaburun ilçe merkezi yakınlarındaki Kuyucak mevkii Mavi Bayrak ödüllü doğal güzellikte nadir koylarımızdan biridir. Karaburun'un yerleşim tarihinin Çakmaktepe mevkiinde bulunan taştan yapılmış balta ve kesici aletler nedeniyle Taş Devrine kadar uzandığı sanılmaktadır. M.Ö. Hititler tarafından kurulmuş olan kentin ilk halkını eski Yunanlılar oluşturur. Tarihi M.Ö. 1200' lerde İon egemenliği ile aydınlanmaya başlar. İon egemenliğini sırasıyla Lidya, Makedonya, Roma, Türk Ceneviz, Aydınoğulları, Timur ve Osmanlı egemenliği izler. Doğu Roma İmparatorluğu zamanında Karaburun, Türk Beylerinden Çakır Bey tarafından alınmış, 1320 yılında Aydınoğulları'nın hakimiyetine girmiştir. 1415 yılında da Çelebi Sultan Mehmet tarafından kesin olarak Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır.
Karaburun 1902 yılında Belediye haline gelmiş olup, 1910 yılında İlçe sıfatı kazanmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında 15 Mayıs 1919 da Yunanlılar tarafından işgal edilir. 17 Eylül 1922 de düşman işgalinden kurtulur. "Ahırlı" olan adı Karaburun olarak değiştirilir. Daha önce yerli halktan olan Rumların bir bölümü Karaburunu terk eder. Kurtuluş Savaşı sonrasında mübadele sonucu Selanik ve Kavala' dan göçmen Türkler yerleştirilmiştir
KEMALPAŞA
Toplam Nüfusu:   67 275
Şehir Nüfusu:   23 360
Köy Nüfusu:   43 915
Belde Sayısı:   5
Köy Sayısı:   32
Yüzölçümü(km2):   658
İzmir-Ankara karayolunun 21.km sinden ayrılan 8 km lik tali bir yolla ulaşılan Kemalpaşa ilçe merkezi (22.829 nüfus), Nif Dağı eteklerinden ovaya doğru yayılmıştır. Son yıllarda sanayi tesislerinin hızla çoğaldığı ilçe, aynı zamanda tarımsal zenginliğini ve rekreasyonel çekiciliğini de korumaktadır. 1936 yılından bu yana en iyi kiraz yetiştiren üreticiyi seçmek amacıyla yapılan Kemalpaşa Kiraz Festivali, bir takım kültür-eğlence etkinlikleriyle desteklenerek her yıl mayıs ayı sonunda düzenlenmektedir Manisa il sınırları içindeki Spil Dağının devamı niteliğindeki Nif Dağı, Kemalpaşa'nın güneyinde 1446 m lik zirvesiyle, çam ormanları ve orman köyleriyle ovaya tezat oluşturmaktadır. Nif Dağı'nı Karabel geçidi üzerinden aşan Kemalpaşa-Torbalı karayolu, dağ yürüyüşleri için iyi bir başlangıç noktasıdır. Yol kenarındaki Karabel orman içi dinlenme yerinde mola verip ovadaki yaz sıcağından kurtularak piknik yapabilir, bu çevreden aşağıda uçsuz bucaksız görülen ovaları, sıra sıra köyleri, çam, zeytin ve kiraz ağaçlarının birlikteliğini seyredebilirsiniz . Yakındaki köylere uğrayıp yaz sebzeleri ve meyvelerinden alabilirsiniz, Dereköy'den de bal almayı unutmamalısınız… Kemalpaşa'da bir başka gezi güzergahı olan Kemalpaşa-Turgutlu tali yolu, sizi bir yeşil cennetinden geçirecektir. Üzüm bağları, şeftali ve kiraz ağaçları arasından uzanan bu yol kenarında en iyi mola noktalarından biri Yiğitler köyüdür . Yoldan ayrılıp, iç kısımları da görmeyi göze alırsanız, Yiğitler orman içi dinlenme yeri, deresiyle ve ulu ağaçlarıyla sizi beklemektedir. Y.Kızılca, Ovacık, Yenikurudere gibi köyler, sizi ormanlarla buluşturarak, yürüyüş ve piknik için sayısız olanaklar yaratmakta, Mahmut Dağını keşfetmenizi sağlamaktadır. Kemalpaşa'dan ayrılmadan önce Kurudere köyünde (7 km), artık unutulmaya yüz tutmuş boncuk imalatının yapıldığı ocakları görebilir, yakın çevredeki Alaş Kımız Üretme Çiftliğinin Kazak otağında kımız içip, Asya Türk yemeklerinden yiyebilir ve ata binip gezebilirsiniz . Kemalpaşa ilçe merkezinden 25 km kuzeydeki Spil Dağı Milli Parkı'na (Manisa), İzmir-Ankara karayolu üzerindeki Sütçüler köyünden ayrılan bir yolla, Beşpınar köyünden geçilerek de varılabilir. Beşpınar, Kemalpaşa'nın en yüksekte (yaklaşık 1000 m) yer alan köyüdür. Çam ormanları ve kiraz ağaçlarıyla çevrili köyün milli parka uzaklığı yalnızca 4 km dir. Kemalpaşa'nın diğer köyleri gibi buraya da İzmirliler tarafından kırsal ikinci konutlar yapılmaya başlanmıştır. Milli park, ilginç karstik oluşumları, 20 den fazla endemik bitki türü ve mitolojik yönüyle ( dağ adını bereket tanrıçası Kybele'den alıyor) zenginlik taşıyor. Atalanı mevkininde 25 bungalov, konaklama olanağı vermektedir. Kemalpaşa'nın tarihi sembolü kız kulesidir. Efsaneye göre İonya prensesi Sart kralına gelin olarak giderken Nif''e geldiğinde kralın ölüm haberini alır. Bu acılı haber üzerine güzel prenses burada bir saray yapılmasını emreder ve hayatının geri kalanını burada geçirir. Kemalpaşa da Efenin en güzel kirazları yetişir. Kiraz üretiminin tarihi çok eskilere gitmektedir. Daha önceleri 4 çeşit kiraz yetiştirilirken bugün bu sayı 26 dır. Kemalpaşa'nın eski adı, "NİF"dir. Yunanca da gelin demektir. Nif adı İlçenin yaz-kış yeşillikler içinde olması bilhassa bahar aylarında Kiraz ve meyve ağaçlarının çiçek açması ile bir gelin gibi görünüm alması nedeniyle verilmiştir. İlçenin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak ilk çağlardan beri bilhassa yazlık yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Söylentilere göre Lidyalıların, İonların ve Bizanslıların da hakimiyetinde kalmış ise de, bu milletlere ait herhangi bir kalıntıya rastlanmamıştır. Nif İlçesi Saruhanlı sancağına bağlı bir İlçe iken 1900 yılında İzmir İline bağlanmış, 1901 yılında Kaza merkezi olmuştur. İlçenin Saruhanlı Beyliğinin Osmanlılara katılması ile 16 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlıların işgaline kadar Osmanlı İmparatorluğunun idaresinde kalmıştır. 3-5 yıla yakın süren işgalden sonra Türk Ordusu İlçeyi işgalden kurtarmıştır. Büyük kurtarıcı Atatürk 8 Eylül gecesi İlçeye gelmiş ve o zaman Yunanlıların karargahı olan şimdiki Askerlik Şubesinde geceyi geçirmiştir. Atanın 8 Eylül gecesini İlçe'de geçirmesine izafeten o güne kadar Yunancada gelin anlamına gelen Nif adı, Cumhuriyetimizin ilanından sonra değiştirilmiş ve İlçeye büyük kurtarıcının adı verilmiştir.
KINIK
Toplam Nüfusu:   33 316
Şehir Nüfusu:   15 406
Köy Nüfusu:   17 910
Belde Sayısı:   2
Köy Sayısı:   29
Yüzölçümü(km2):   436
İzmir'e 120 km. kuzeyinde Bakırçay vadisinde kurulmuş olan Kınık'ın yerleşim tarihi Roma dönemine kadar uzanır. İlk çağ yerleşim merkezi olan Gambreion' un yerine kurulduğu sanılmaktadır. İlçenin doğusunda, Karadere Ormanları içerisinde Sibel tapınağı bulunmaktadır.İlçedeki diğer tarihi kalıntılar Gamberion (Hisar Tepe-Poyrazcık), Aigai (Nemrut Kale), Apollonia (Cumalı-Asar tepe), Asar Kale , Yayla Kaleleridir. Osmanlı döneminden kalan tarihi yapılar içinde Karadere üzerinde yapılan 6 kemerli su kemeri, ilçe merkezindeki Yıldırım Beyazıt Camii ve İbrahim Ağazede Camii önemlidir. Bergama'dan 15 km doğuda Kınık, Bergama'nın tarih ve kültürel zenginliklerinin yanısıra, doğal güzellikleri ile de ziyaret edilebilecek bir ilçedir. Doğayla başbaşa yürüyüşlerin yapılabildiği Çanköyü ve çevresindeki mağaralar ve doğal göl görülebilir.. İlçe 1330 yılında Osmanlı Devleti' nin idaresi altına girmiştir. İsmini Oğuz Türkleri' nin Bozoklar kolunun Kınık Boyu'ndan almaktadır. 1820' ye kadar bir köy konumunda zaptiye teşkilatı ile idare edilmiştir. 1910 yılında Bergama İlçesine bağlı bucağa dönüştürülen İlçe Kurtuluş Savaşı yıllarında bir süre Yunan işgaline uğramış, 14 Eylül 1922' de ise düşmandan tamamen temizlenmiştir. İlçemizde belediye teşkilatının kuruluş tarihi 1938' dir. 1948' de ise Bergama İlçesinden ayrılarak İzmir İline bağlı bağımsız bir İlçe konumuna getirilmiştir.
geri dön
uste dön

Bubbles