| TİRE |
 |
| Toplam Nüfusu:
|
72 179 |
| Şehir Nüfusu:
|
40 907 |
| Köy Nüfusu:
|
31 272 |
| Belde Sayısı:
|
1 |
| Köy Sayısı:
|
66 |
| Yüzölçümü(km2):
|
802 |
|
İzmir'in büyük ilçelerinden biri olan Tire şehir merkezine 82 km. uzaklıktadır. Aydın
dağlarının kuzey eteklerinde kurulmuştur. Bitki örtüsü ve coğrafi yapısı nedeni ile yeşil Tire
şeklinde anılmaktadır. Aydın Dağlarının kuzey eteklerinden K.Menderes alüvyal tabanına doğru
yeşillikler içinde yayılan ilçe merkezinin nüfusu 40.087 kişidir.
Tire'de mimarlık tarihi açısından zengin örnekler vardır. Bu mimari eserlerin pek çoğu camidir.
Camilerin dışında hanlar, medreseler, bedesten, çarşı ve hamamlar da bulunmaktadır.
Camiler; klasik dönem Osmanlı mimari tarzını yansıtmaktadır. Çoğunlukla tek mekanlı, kubbeli
olan bu yapıların kuzeyinde birer son cemaat yeri yer almaktadır. Taş, tuğla ve mermer
malzemelerin kullanıldığı bu camilerde cephe süslemesine de zaman zaman yer verilmiştir.
Camilerin özellikle erken tarihli olanlarının minareleri tuğladan inşa edilmiş olup tuğlalar ile
desenler oluşturulmuştur. Kare ve dikdörtgen şemaların yanı sıra altıgen ve sekizgenlerden
meydana gelen geometrik şekiller de oluşturulmuştur. Camilerin iç mekanlarında kalem işi
süslemeler, çini panolar ve ahşap süsleme örneklerini de görmekteyiz. Belli başlı görülmeğe
değer camiler arasında şunlar sayılabilir: Yeni Camii (16.yüzyıl), Tahtakale Camii (1401), Yeşil
İmaret (142 6-1441), Lütfü Paşa Camii (16. Yüzyıl).
Tire Çarşısı da İlçenin görülmeğe değer belli başlı yerlerindendir. Tahtakale mevkii adı verilen
bölgede tarihi Kutu Hanı ve arastası (1426-1444), Arasta (Eski çarşı) (15.yüzyıl) Tahtakale
Hamamı (15.yüzyıl) ve Bedesten (15.yüzyıl) ile burada bir çarşı bölgesi oluşmuştur. Bu bölge
700 yıldan beri alışverişin yapıldığı eski ile yeninin birleştiği bir ortaçağ mahallesini
anımsatmaktadır. Çarşı bölgesinde, bakır işleme atölyeleri, halı ve kilim mağazaları, urgancılar,
seramik işleme atölyeleri yer almaktadır.
Tire'de Türk dönemi eserlerinin bolluğu yanında, yerel kültür mirası olarak urgancılık,
nalıncılık, yorgancılık, hasırcılık, saraciye, keçecilik, dokumacılık hala yaşatılmaktadır. Kenevir
liflerinden yapılan Tire urganları sağlamlığı ve beyazlığı ile Anadolu'nun her yanında ve Balkanlarda
tanınmaktadır. İstanbul'un fethinde kullanılan gemi halatlarının Tire'de yapıldığı bilinmektedir.
Dokumacılık açısından kadife üzerine sim sırma işlemeli yorganlar Tire'nin simgesi olmuştur.
Keçecilik ise dokumacılıktan çok daha önceye dayanan eski bir el sanatıdır. Dövme yöntemiyle
yünden kumaş elde etme olarak tanımlanan keçecilik giderek gerilemesine rağmen Tire'de hala yapılmaktadır.
Tire'yi gezmeyi düşündüğünüzde, bu gezinizi Salı günü yaparsanız, Tire Çarşısı'nın tarihsel
mekanları içinde kurulan, otantik Tire Pazarı'nı da kaçırmamış olursunuz.
Tire'ye özgü bütün bu güzellikleri hiç unutmamak, belleğinize iyice yerleştirmek istiyorsanız,
Tire mutfağından ünlü Tire köftesi ve keşkeğini yiyerek damak zevkinizi geliştirmeyi öneririz.
Tire ilçe merkezindeki lokantalarda ve köylerdeki kır gazinolarında keşkek, Tire köftesi yöreye
özgüdür, özel etleri ve tereyağı sayesinde yöre halkı Türkiye'nin hiç bir yerinde bu kadar lezzetli
köfte bulunamayacağını ileri sürmektedir. Ayrıca Tire peynirleri de buraya özgü tatlarıyla ilgi
çekici bulunmaktadır.
Tire, tarihin çok eski devirlerine dayanan bir şehirdir. Lidyalılar
zamanında TİRHA adıyla bir prenslik merkezi olan Tire, meşhur
Lidya Kralı GİGES'in de vatanı olmuştur. Zamanla Tirha şehrinin
yerinde, sonradan TEİRA adı verilen kavim Arkadispolis veya
geniş manasıyla Thya-Teira adlı şehri kurmuştur. Tire'nin
adının (TYRHA) dan geldiği, bununda Etrüsklerin ceddi sayılan
Tirhanosa izafeten şehir anlamına geldiği söylenmektedir.
36-37 Yüzyıllık şehir olduğu kabul edilmektedir. Kuruluş tarihi
kesin olarak bilinmemekte ise de; Selçukluların, Timurlenk'in
ve Osmanoğullarının ellerine geçerek Türklere intikal etmiştir.
Nihayet Anadolu Kurtuluş Hareketinin başlaması ile Tire ve
çevresi büyük kurtarıcı Mustafa Kemal ATATÜRK'ün emri altına
girmiştir. 30 Ağustos'ta başlayan Başkumandanlık Meydan Muharebesi
Tire halkı için kurtuluşun müjdecisi olmuş, bölge halkının
desteği ile 4 Eylül 1922 günü muzaffer Türk Ordusu Tire'yi
düşman işgalinden kurtarmıştır. Her yıl 4 Eylül Mahalli Kurtuluş
Bayramı daha büyük sevinç ve heyecan içinde çeşitli törenlerle
kutlanmaktadır. |
|
| TORBALI
|
| Toplam Nüfusu:
|
79 530 |
| Şehir Nüfusu:
|
32 164 |
| Köy Nüfusu:
|
47 366 |
| Belde Sayısı:
|
6 |
| Köy Sayısı:
|
35 |
| Yüzölçümü(km2):
|
600 |
|
|
İzmir'in 45 km. doğusunda yeralan Torbalı'nın ilk yerleşim alanı, Torbalı Ovası'nın batısında
Yeniköy ile Özbey köyleri arasında bir tepe üzerinde kurulan Metropolis antik kentidir.
Neolitik Çağdan itibaren yerleşme bölgeleri olduğu arkeolojik buluntularla ispat
edilmiştir. M.Ö. 3000'lerde bölgede LELEGİER' in hakim olduğu
bilinmektedir. M.Ö. 2000'lerde bölgenin HİTİT'lerin egemenliği
altına girdiği, M.Ö. 1200'lerde HİTİT İmparatorluğunun yıkılması
sonucu Yunanistan'dan gelen AİOL (Eoli)' ler bölgeye hakim olmuşlardır.
M.Ö. XX Yüzyılın ikinci yarısında Yunanistan'dan gelen ION'lar
bölgeye hakim oldular. Bu hakimiyet M.Ö. 7. Yüzyılda LİDYA'lıların
saldırısıyla sarsıldı. M.Ö. 540 yılında bölge PERS hakimiyetine
girmiştir. Helenistik devrinde Ege Bölgesi Makedonyalıların eline
geçmiştir. Daha sonra hakimiyet ROMA' lıların eline geçmiştir.
395 Bizans İmparatorluğu hakimiyeti altına girmiştir. 1071 Malazgirt
zaferinden sonra Türkler 1076 yılına doğru İzmir ve civarını ele
geçirmişlerdir. 1081 yılında bölgeye Çakabey hakim olmuştur. fakat
bölgede 1098-1317 yılları arasında Bizanslılar tekrar hakimiyet
kurmuşlardır. Beylikler döneminde Aydınoğlu Gazi Mehmet Bey 1308'de
Birgi merkez olmak üzere Aydınoğulları Beyliğini kurmuştur. 1327
yıllarında İzmir ve civarı bu beyliğin hakimiyeti altına girmiştir.
Haçlı seferleri sırasında bölge zaman zaman karşı tarafın eline
geçmiş, 1389 yılında tahta çıkan Osmanlı Sultanı I. Beyazıt 1390'da
yukarı İzmir ve çevresini ele geçirmiştir. 1402 yılında Ankara
savaşında I. Beyazıt'ı yenen Timur bölgeyi ele geçirmiş ve İzmir
bölgesini Aydınoğlu Musa Bey'e tekrar vermiştir. 1425 yılında
İzmir ve civarı tümüyle Osmanlı yönetimi altında kalmıştır. Torbalı
7 Eylül 1922'de işgalden kurtulmuştur.
|
 |
| Toplam Nüfusu:
|
39 817 |
| Şehir Nüfusu:
|
29 744 |
| Köy Nüfusu:
|
10 073 |
| Belde Sayısı:
|
0 |
| Köy Sayısı:
|
16 |
| Yüzölçümü(km2):
|
728 |
|
|
İzmir İlinin batısında , kendi ismini taşıyan yarımadanın merkezinde bulunan Urla'nın tarihi antik çağlara dayanır.
İzmir'in hemen yanıbaşındaki konumuyla İzmirlilerin en sık gittikleri bir dinlenme köşesidir.
Deniz kenarından 4 km içerde yer alan ilçe merkezi 31.723 nüfusludur. Urla iskelesi, Zeytinalanı
ve Çeşmealtı mahalleleri kıyıda olup, ilçenin turizm kalbi buralarda atmaktadır. Sahilde meşhur
Urla katmerini yiyebilir, Urla iskelesi-Çeşmealtı arasındaki kıyılarda denize girebilir ya da
Çeşmealtı'ndaki çay bahçeleri ve restoranları seçebilirsiniz.
Urla, aynı adlı yarımadanın hem kuzey hem de güneyinde kıyılara sahiptir. Kuzey kıyılar çok
daha tanınmış, daha kalabalık ve turizmle içiçedir. Menteş, Malgaça, Gülbahçe ve Balıklıova
koyları denize girilebilecek başlıca yerlerdir. Urla kuzey kıyılarında 12 ada (en büyüğü Uzunada),
İzmir Körfezi ile birlikte Güvendik sırtlarından en güzel deniz manzaralarını ayaklar altına
sermektedir. Urla güney kıyıları ise oldukça tenha, Demircili ve Yağcılar köyleri sessizliği
sevenleri beklemektedir. Urla'nın köyleri denildiğinde, köy tiyatrosu ve çiçek seraları ile ünlü
Bademler köyünü, iç kısımlarda olmasına rağmen turistleri günübirlik çekmeyi başarmış
Barbaros köyünü, deniz kenarındaki Özbek ve Balıklıova köylerini de unutmamak gerektiğini biliyoruz.
Doğa ve tarihin kucaklaştığı Urla'da yapılan bilimsel araştırmalarda İskele Mahallesindeki
Limantepe Höyüğü'nün M.Ö. 6000 yıla tarihlenen merkez olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ortaya
çıkartılan buluntular arasındaki en önemli olaylardan birisi de dünyada şu ana kadar bilinen en
eski limanın bulunmasıdır. M.Ö. 10-9.yüzyıllarda Yunanistan'daki Dor akınlarından kaçan İon'lar,
Anadolu'nun batı kıyılarına gelerek İonya'yı kurmuşlardır. İonya'nın 12 büyük kentlerinden biriside
Urla İskelesi'ndeki Klazomenai kentidir. Hellenistik ve Roma döneminde günümüzde devlet
hastanesi olarak iskan edilen Karantina Adasında yerleşim sürmüştür. Bizans dönemi ile
birlikte eski önemini kaybeden Klazomenai; bu dönemde önce Ephesos (Efes) daha sonra
Smyrna (İzmir)Metropolitliği'ne bağlı bir piskoposluk olarak görünmektedir.
Anadolu Selçuklu devletinin yıkılması ile birlikte 1308 yılında kurulan Aydınoğulları Beyliği 1330
yıllarda Urla Yarımadasını Bizans'lılardan fethetmiştir. 1390 yılında Osmanlıların eline geçen Urla;
Yıldırım Beyazit'ın Ankara Savaşını kaybetmesiyle tekrar Aydınoğulları'nın eline geçmiş ve
1425-26 yılında ikinci kez Osmanlı topraklarına katılmıştır.
İlçede bulunan Osmanlı ve Selçuk devri camilerinden Denizli Mahallesi camii, Kamanlı Camii,
Sungurlar Camii, Hacı Turan kapan ve Fatih İbrahim Bey Camii ile Nobel Edebiyat Ödülü
kazanmış Yunanlı şair Yorgo Seferis'in evi de görülmeye değerdir.
KLAZOMENAI-LİMANTEPE
12 İon kentinden biri olan Klazomenai antik kentin bir kısmı Urla kemik hastanesinin bulunduğu
Karantina adası üzerindedir. Kent karantina adasının karşısındaki Limantepe'den batıdaki Ayyıldız
ve Cankurtaran tepeleri eteklerine kadar yayılmaktadır. Yerleşimin klasik devre ait Nekropolü
(mezarlık) Ayyıldız tepe ile Cankurtaran tepenin oluşturduğu zincirin batısında ve
Klazomenai-Hypkremnos-Erythrai antik yolunun geçtiği bölgede yer almaktadır. Klazomenai
antik kentinin prehistorik dönemi ile birlikte klasik dönemlerini de yansıtan Liman tepe
Urla ilçesinde İskele mahallesinde, İzmir-Çeşmealtı yolu tarafından ikiye bölünmüştür.
Limantepe ilk olarak 1950 yılında Ekrem Akurgal tarafından tespit edilerek tanıtılmış,
1979'da Güven Bakır tarafından sondaj kazılarına başlanmıştır. 1980 yılından itibaren de Hayat
Erkanal tarafından kazılara devam edilmiştir.
Bugüne kadar yapılan kazı çalışmalarında en üstte Arkaik ve Klasik çağlar, daha sonra Geç
Tunç Çağı olarak tanımlanan İ.Ö. 2. binin 2. Yarısına yerleştirilen tabaka yer almaktadır.
İ.Ö. 3. bine tarihlenen Erken Tunç Çağı tabakasında, batı Anadolu sahil bölgesinde ilk şehircilik
olayını ekonomik ve manevi açıdan Urla'da görmek mümkündür. Limantepe'de M.Ö.4.bine
tarihlenen Kalkolitik Çağ izleri tespit edilmiştir. Klasik çağlarla birlikte en az 4000 yıllık bir tarihi
yansıtan Limantepe, Ege sahil bölgesinin bilinen en eski ve uzun süreli yerleşimine sahip merkezi
konumundadır.
Kazılar sonunda, Erken Tunç çağına tarihlenen Ege dünyasında koridorlu ev olarak tanımlanan,
siyasi ve ekonomik otoriteyi temsil eden saray yapısının bir bölümü açığa çıkarılmıştır. Yine aynı
döneme ait, koruma yüksekliği 6 metreye ulaşan şehir suru ortaya çıkarılmıştır. Orta Tunç Çağı'na
tarihlenen yuvarlak tek mekanlı evler (oval ev) , çok sayıda fırın ve ocak yerleri küçük buluntular
ile ele geçmiştir.
Kentin önemi M.Ö. 6. Yüzyıla tarihlenen bir zeytinyağı işliğinin burada bulunmasıdır. Anadolu'da
yabani zeytin bitkisinin ne zaman ıslah edildiği henüz bilinmiyor. Yapılan kazılar sırasında
zeytinin içerdiği su ve ayrıştırma işleminde kullanılan ve sıcak suyun karıştığı zeytinyağını
ayrıştırmaya yarayan toprak kaplar; zeytini ezmekte kullanılabilecek el havanları, öğütme taşları
bulunmuştur. Bunlar büyük ölçekli yağ üretiminden çok, hane içi yağ gereksinmesini karşılayan
taşınabilir basit aletlerdi. Ancak Klazomenai'de ortaya çıkarılanlar ise, büyük üretime yöneliktir.
Kayaya oyulmuş, farklı işlevlere sahip 15 çukur bulunan bir işlik bulunmaktadır.
Klazomenai'de kazısı tamamlana zeytinyağı işliği bugün de kullanılan teknolojinin 2600 yıl önce
dünyada ilk defa bu bölgede geliştirildiğini kanıtlıyor. Klazomenai'nin 1. Evresinde üretim kentin ve
yakın çevresinin gereksinimini karşılamaya yönelikti. 2. Evrede, ihracat önem kazanmış görünüyor.
Kazılarda bulunan Klazomenai'a özgü kuşak bezemeli amphoralar zeytinyağı ve şarap
depolanmasında ve taşınmasında kullanmıştı, bu da MÖ 6.yy'da kentin dış ticaretinin gelişmiş
olduğunun kanıtıdır. Klazomenai, diğer İon kentleriyle birlikte, Mısır'da Nil deltasında Naukratis
adlı bir ticaret merkezinin kuruluşuna, ayrıca Miletos ile birlikte tüm Karadeniz sahillerine yayılan
İon kolonilerinin kuruluşlarına katılmıştı.
Unilever Komili firmasının katkılarıyla, Klazomenai işliğinin İlk Çağ Zeytinyağı Teknolojisi
Müzesine dönüştürülmesi düşünülmektedir.
YARIMADA OYUNLARI
İzmir'in batısında yer alan 7 ilçede (Çeşme, Güzelbahçe, Karaburun, Menderes, Seferihisar,
Selçuk ve Urla) 1980 yılından beri Yarımada Oyunları düzenlenmektedir. Dönüşümlü olarak,
15 Mayıs - 15 Haziran tarihleri arasında her yıl bir ilçede yapılmakta olan şenliklerde, çeşitli
dallarda sportif yarışmalar, ses yarışmaları, güzellik yarışmaları, tarımsal ürün yarışmaları,
yöresel el sanatları sergileri, halk oyunları gösterileri ile çeşitli kültürel etkinlikler gerçekleştirilmektedir.
URLA- ÇEŞMEALTI PLAJI
Urla'dan 6 km uzaklıktaki Çeşmealtı,canlı ve doğal bir turizm merkezi durumundadır.
Çeşmealtı'ndan itibaren İçmeler mevkiine süren uzun plajlar yaz aylarında bu bölge nüfusunun
iki üç kat artmasına neden olur. Çeşmealtı'nda bulunan U Kamp Belediye Plajı, Nebioğlu Tatil
Köyü'nün doğal plajları ve yüzme havuzları turistlere sezon boyu hizmet verir. Ayrıca, Malkaça
İçmeler Tesisi'ndeki plajlardan faydalanılır.
KARANTİNA ADASI
Büyük İskender zamanında ince bir yolla karaya bağlanmış ve şu anda üzerinde Fransızların
yapmış olduğunu Taafuzhane denilen etüv merkezleri ile tam teşekküllü bir devlet hastanesi, bir
otel, bir mağara ve antik Klazomenai kentinin kalıntıları bulunmaktadır. Deniz içinde su altı
gözlüğüyle antik kentten kalma mimari parçaları görmek mümkündür.
YASSICA (ALMAN) ADASI
Turistik amaçlı kullanılmak üzere hazırlanan adaya tekne bağlamak için 45 m uzunluğunda
iskele yapılmış ve günübirlik turizme açılmıştır. Plajı ünlü olan adadan yaz aylarında hafta
sonlarında Karşıyaka,Konak ve Urla iskelesine gemi seferleri yapılmaktadır.
MALGAÇA İÇMELERİ
Mide hastalıklarına iyi gelen içme sularıyla ünlüdür. Ayrıca Dur-Tur Tesislerine ait kilometrelerce
uzunluğunda doğal plajı vardır. Çeşme-Kuşadası arasındaki eski kervan yolunun kalıntısı olan iki
köprü bu kıyılarda denizin içinde kalmıştır.
GÜVENDİK TEPESİ
Çeşmealtı üstündeki bu tepeden açık havada 12 adayı ve İzmir körfezinin kesintisiz görmek
mümkündür. Güneşin doğuşu ve mehtaplı gecelerde sunduğu inanılmaz görüntüleriyle ünlüdür.
Çevre çam ormanlarıyla kaplıdır.
ÖZBEK KÖYÜ
Urla'dan yaklaşık 10 km uzaklıktaki balıkçılık ve ziraatla geçinen köyün camisinin bahçesinde
asırlık ağaçlar vardır. Otantik havası ve yarımadanın batı kıyılarındaki balıkçı barınağı ve ılık su
görülmeye değerdir.
BADEMLER KÖYÜ
Tiyatroya sahip olan ilk Bademler Köyü Urla'ya yaklaşık 10 km uzaklıktadır.
Kütüphanesi, özel çocuk oyuncakları müzesi ve çiçek seraları ile ünlüdür. 1963 Berlin Altın Ayı
|
| Toplam
Nüfusu: |
50
475 |
| Şehir
Nüfusu: |
32
356 |
| Köy
Nüfusu: |
18
119 |
| Belde
Sayısı: |
2 |
| Köy
Sayısı: |
19
|
| Yüzölçümü(km2): |
393 |
|
|
Deniz kenarındaki Foça gibi turistik bir ilçeden sonra İzmir-Çanakkale
karayolunun 53. km'sindeki Aliağa, petrol rafinerisi, gemi söküm tesisleri
ve limanı ile küçük bir ilçe merkezidir.
Anadolu'nun Batı Ege kıyılarında kurulan en eski koloniler arasında
yer alan Aiolis Kyme'si, ilçenin kuzeyinde Çandarlı Körfezi'nin son
koyunda iki tepe üzerinde kurulmuş Myrina ve Yenişakran yolu üzerinde
Çandarlı körfezi kıyısında Yenişakran-Temaşalık mevkiin de kurulmuş olan
Gryneion antik kentleri ilçenin tarihi zenginliklerindendir.
Aliağa tarihi İzmir ve Bargama uygarlıklarından ve kültürlerinden
izler taşımaktadır. Aliağa'da kurulan antik çağ yerleşim birimleri
arasında Eolya ,Myrina, Kyme ve Gryneron'u sayabiliriz. Nice
güzellikler yaşanılan Kyme kenti Çakmaklı köyü yakınlarındadır.
Kyme Nemrut Körfezi kıyısında 12 İyon kentinden biridir. M.Ö.
1046 tarihlerinde kurulmuştur. Bu kentin en önemli özelliği
bir çok antik çağ ünlüsüne mekanlık etmesidir. Bu dönemin
en ünlü 4 kadın falcısından Sibylla, Homeros sonrası kuşağının
en büyük ozanı Hesidos'un babası ve ünlü tarihci Ephoros'ta
Kyme'de yetişmiştir. Kyme ünlüler kenti olmanın dışında daha
bir çok özelliğe de sahiptir. Liman kenti olduğu için ticaret
merkezi ve ilk para basan kent idi. Kazılar sonunda Nekropol
ve Akraik dönemine ait birkaç taş heykel, tapınak ve Portikile
evleri, antik tiyatro liman kısmı gün işiğına çıkarılmıştır.
Burada çıkarılan eserler Bergama ve İzmir Arkeoloji Müzelerinde
sergilenmektedir.
Güzelhisar çayının denizle birleştiği yerde Çandarlı Körfezi'nin
son koyunda Myrna yer alır. Burada mezarlık kalıntıları bulunmuştur.
Sayıları ise beş bin dolayındadır. Hem tarihi hem de olağanüstü
güzellikleri olan Çandarlı Aliağa yakınlarında bulunmaktadır.
|
|
 |
 |
|
|
|
|